Gönderen Konu: Cebrail (as) için birçok farklı ismin kullanılış sebepleri nelerdir?  (Okunma sayısı 8521 defa)

:::Nida::

  • Ziyaretçi
Cebrâîl (as) niçin Cibril, Rûhü’l-Kudüs, Rûhü’l-Emin, Rûhullah, Rûhü’l-Hak gibi birden fazla isimle zikredilmiştir? 
Cevap:

Varlıkların özel isimleri hususi karakterinin bir simgesi gibidir. Cebrâîl’in (as) diğer meleklere kıyasla kendine has bir çok özelliği vardır. Bu durum onun diğer meleklere kıyasla birçok isimlerle anılmasına sebep olmuştur.
Cebrâil’in (as) isimleri; Cibril, Ruh, Rûhü’l-Kudüs, Rûhü’l-Emin, Rûhullah, Rûhü’l Hak, Namus-u Ekber’dir.
Araplar ise Cibrîl kelimesini sekiz ayrı şekliyle de söylemişlerdir. Bunlardan en meşhuru dörttür. Cebrâîl, Cebreîl, Cebrîl, Cibrîl. Diğerleri de Cebraiyl, Cebrail, Cebral ve Cebrîn şeklindedir.
Arapça’nın dışındaki bazı dillerde de “Gabriyel, Gabraiyl, Gabril” şeklinde isimlendirilmektedir.
İsimlerin manası ve veriliş sebepleri kısaca şunlardır:
• Cebrâîl’e (as) “Cebrail” isminin veriliş sebepleri:
İbrânîce’de “cebr” abd, yani kul ve köle anlamına; “îl” de ilâh ve Allah anlamına geldiğinden Cebrâîl, ikisinin birleşmesiyle “Abdullah” yani Allah'ın kulu anlamına gelir.
Cebrail (as), Allah (cc) katında diğer meleklere göre çok daha itibarlı, ikram, izzet, şeref ve hürmet sahibi bir kuldur. Allah (cc), Bakara suresindeki bir ayette kendi isminden sonra onun ismini zikr etmekle onun bu itibarını açıkça göstermektedir.
“Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâîl’e ve Mîkâîl’e düşman ise, artık şübhesiz Allah da o kâfirlerin düşmanıdır.” (Bakara, 98)
• Cebrâîl’e (as) “Cibrîl” isminin veriliş sebepleri:
Cibrîl’de Cebrâil gibi İbrânîce “Allah’ın kulu” manasına gelen bir isimdir. Yani aynı şekilde “Kul” manasına gelen “cibr” ve “Allah” manasına gelen “il” kelimesinden meydana gelmiştir.
Bazı tefsirciler ise Cibrîl’in ‘Allah’ın(cc) ceberûtu’ mânâsına geldiğini söylemişlerdir.
Yani buna göre; Cibrîl ve Cebrâil karşısında hiçbir kuvvetin engellemesine imkân olmayan ve eserlerinde gerek ilmî, gerek amelî bakımdan, her yönüyle üstün bir güce sahip olan melek anlamına gelmektedir.
“Kendisine (o vahyi), kuvveleri şiddetli, mükemmel bir akla sahip olan (Cebrâîl) öğretti. Bunun üzerine (göğe) doğruldu.” (Necm, 5-6) ayeti Cibrîl’in bu özelliği açıklamaktadır.
• Cebrâîl’e (as) “Rûh” isminin veriliş sebepleri:
Cebrâîl (as) annesiz, babasız olarak yaratılan bir rûhânî olduğu için bu adı almıştır.
Yine onun vasıtasıyla din hayat bulduğu için, “Rûh” adını aldığı da söylenmiştir.
“Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Rûh (Cebrâîl), onda (o gecede) Rablerinin izniyle her bir iş için peyderpey iner.” (Kadir, 3-4)
“Onların ötesinde (ibâdet edeceği sâkin bir yer için) bir perde de edinmişti. Derken ona rûhumuzu (Cebrâîl’i) gönderdik de kendisine düzgün bir insan sûretinde göründü. (Meryem:) “Doğrusu ben, senden Rahmân (olan Allah)’a sığınırım; eğer (Allah’dan) sakınan bir kimse isen (benden uzak dur)!” dedi.(Cebrâîl:) “Ben ancak, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin elçisiyim” dedi.” (Meryem,
17-19)
“En doğru olan görüş “Rûh” ile Cebrail’in (as) kastedilmiş olmasıdır. Onun bu şekilde, diğer meleklerden ayrı olarak zikredilişi ise, son derece kıymetli oluşundan ötürüdür. Binaenaleyh Hak Teâlâ, “Bir kefede tüm melekler, bir kefede ise Cebrail (as) var” demek istemiştir.
Yahut da Cenâb-ı Hak, Cebrâîl’e (as) olan sevgi ve yakınlığından ötürü, ona mecazi olarak bu adı vermiştir. Bu senin sevdiğine, “ruhum” demen gibidir. (Fahrettin-i Razî, Tefsiri Kebir)
• Cebrâîl’e (as) “Kudüs” isminin veriliş sebebi:
Cebrâîl (as); fevkalade temiz, nezahet ve mukaddes sahibi olduğundan ona “Kudüs” denilmiştir.
• Cebrâil’e (as) “Rûh-ul Kudüs” isminin veriliş sebebi
:
Cebrâîl’e (as); Ruh ve Kudüs isimlerinin birleşiminden oluşan “Rûh-ul Kudüs” isminin veriliş sebebi ‘Ruh’
ve ‘Kudüs’ isimlerinin verilmesi ile aynıdır.
Aynı zamanda Cebrâîl’e (as) ) Rûh-ul Kudüs ile aynı manaya gelen “Rûhullah” da denilir.
Ruhani yaratılışının yüksekliğinden dolayı Allah’a yakın olduğunu ifade etmek için “Rûhü’l-Kudüs” ismiyle vasıflandırmıştır.
Cebrâîl’in (as) ruhanî bir varlık oluşu diğer meleklere kıyasla çok daha mükemmel ve şerefli olduğundan Allah (cc), “Rûhü’l-Kudüs” ismiyle vasıflandırmıştır. Allah (cc), Kuran’da Cebrâîl’i, kendisinden hemen sonra ve diğer meleklerden de önce zikretmiştir.
Cebrâîl (as), mukarreb melekler arasında da, kendisine itaat olunan, mukarreb meleklerin bile emrine göre hareket edip, fikrine başvurdukları itibarlı bir melektir.
Örneğin, Cebrâîl (as) getirdiği vahiy ve ilim, manevi bir gıdadır. Ve Mikâîl’in (as) ise getirdiği maddi rızıklardan daha üstündür. Manevi bir gıda olan ilim, bedenî gıdadan daha şereflidir. Bu sebeple de Cebrâîl’in (as), bütün büyük meleklerden daha şereflidir.
Elmalılı Hamdi Yazır “Cebrâîl’e ( as) Ruh, Ruhullah, Emin Ruh ve Rûhu'l-Kudüs denilmesi “Şübhesiz ki o (Kur’ân), elbette çok şerefli bir elçinin (Cebrâîl’in vahiyden ibâret) sözüdür! (O elçi) pek kuvvetlidir; arşın sâhibi (Allah’ın) katında çok i’tibarlıdır. (O Cibrîl,) orada (melekler tarafından kendisine) itâat edilendir; (vahiy husûsunda) çok güvenilendir!” (Tekvîr, 19-21) özellikleri ile tanıtılması dahi bu mânâyı teyid etmekte ve desteklemektedir” demektedir.
Din, Cebrâîl (as) ile ortaya çıkıp, hayat bulduğu için “Rûhü’l-Kudüs” ismiyle vasıflandırmıştır.
“De ki: “İman edenlere sebât vermek için ve Müslümanlara bir hidayet ver bir müjde olmak üzere onu (o Kurân’ı), Rûhü’l-Kudüs (Cebrâîl) Rabbin tarafından hak ile indirdi.” (Nahl, 102)
“Cebrail’in (as) Hz. Peygamber’e (asm) Kurân'ı indirdiği gibi sünneti de indirdi.” (Suyuti, ed-Dürrü'l-Mensur 6, 122.)
Beden nasıl ruhla diriliyorsa, din de Cebrâîl’in (as) peygamberlere getirdiği vahiyler ve sünnetler ile hayat bulmaktadır. Böylece insanlar arasında dinin eksiksiz uygulanmasına vesile olmuştur. Onun için Cebrâîl’e (as) “Rûhü’l Kudüs” denilmektedir.
Allah (cc); Peygamberini (asm) yalnız bırakmayıp, güç ve kuvvet sahibi bir melekle halka karşı desteklediğini bildirmek için “Rûhü’l-Kudüs” ismini zikretmiştir.
“O zaman Allah şöyle buyuracak: “ Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene olan ni’metimi hatırla!
Hani sana Rûhü’l-Kudüs (Cebrâîl) ile kuvvet vermiştim; beşikte iken de, yetişkin hâlde de insanlarla konuşuyordun. Ve hani sana yazı yazmayı, hikmeti, Tevrât’ı ve İncil’i öğretmiştim. O zaman ki iznimle çamurdan kuş şekli gibi (bir şey) yapıyor, sonra içine üflüyordun da iznimle hemen bir kuş oluyordu ve yine iznimle (anadan doğma) a’mâyı ve (teni) alacalı olanı iyileştiriyordun. O vakit yine iznimle ölüleri (kabirlerinden dirilmiş olarak) çıkarıyordun.
Ve bir zaman da (seni öldürmek isteyen) İsrail oğullarını senden def etmiştim; buna rağmen kendilerine apaçık delillerle geldiğinde, içlerinden inkâr edenler: ‘Bu, apaçık sihirden başka bir şey değildir’ demişlerdi.” (Mâide, 110)
Yahudilerin, Hz. İsa (as) ve annesi Hz. Meryem’in iffetlerine aykırı söylemiş oldukları iftiralarına karşı Hz. İsa
(as) ve annesinin iftiralardan uzak ve temiz olduklarını ifade etmek için temizlik ve paklık ruhu anlamına gelen “Rûhü’l-Kudüs” ismi tercih edilmiştir.
Zaten Cebrâîl (as) Hz. Meryem ve Hz. İsa’yı her zaman koruyup, desteklemiştir. Çünkü Hz. Meryem’e ve Hz. İsa’nın doğum müjdesini Cebrâîl (as) getirmiş ve Hz. İsa onun nefhi (üflemesi) ile doğmuş, onun terbiye ve desteğiyle büyümüş, her nereye gittiyse beraberinde gitmiştir.
• Cebrâîl’e (as) “Rûhü’l-Emin” ve “Nâmus’u Ekber” isimlerinin veriliş sebebi:
“Hem muhakkak ki o (Kur’ân) gerçekten âlemlerin Rabbinin tenzîli (peyderpey indirmesi) dir. Onu Rûhü’l Emîn (Cebrâîl) korkutuculardan olman için, apaçık Arabça bir lisân ile senin kalbine indirmiştir.” (Şuarâ, 192- 195)
Cebrâîl (as), mahrem sırlar olan vahyi getirmekte güvenilir bir elçi olduğu için Rûhü’l-Emin (Emin Ruh), Nâmus’u Ekber ismini almaktadır.